Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Türkiye'deki 1990‘lar Kronolojisi

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Kayıp Özgürlük filminde 1990'lı yılları anlatan bir sahne.

Türkiye'de 1990'lar değimi, pek çok faili meçhul cinayetlerle, suikastlerle, devlet baskısıyla, kontrgerilla hareketleriyle, köy boşaltmalarla, köy yakmalarla, insanların asit kuyularına atılmasıyla, toplu infazlarla, kimlik inkarıyla, faşizm ve ırkçılıkla anılan yılları betimlemek için kullanılmaktadır.

1. Kürdistan'daki kronoloji

20 Mart 1990

Çocuklar Serhıldan'da

Nusaybin Serhildan’ı (Başkaldırı) gerçekleşti. 13 Mart’ta Savur bölgesinde öldürülen 13 gerilladan biri olan Mesut Dündar’ın Nusaybin’deki cenazesinde halk ayaklandı. Kolluk kuvvetlerinin kitle üzerine ateş açması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi. Kitlesel eylemlilik manasında kıvılcımın çakıldığı ortaya çıkacaktı, akabinde Cizre’de de Serhildan gerçekleştirildi, böylece 1994 yılına kadar süren serhildanlar dönemi başladı. Kürt İntifadası olarak bilinen Serhildan gerilla mücadelesinin Türkiye’de ve dünya kamuoyu nezdinde meşruluğu ve hareketin kitleselliği açısından çok önemli bir rol oynadı. Kürt hareketi şehirlerde ve kasabalarda açık kitlesel gösterileri 1980’ler boyunca düzenle(ye)mezken bu tarih sonrasında Kürt bölgesi 20 yıldır aralıksız sürmekte olan bir toplumsal hareketlilik sürecine şahit olacaktı.

Nisan 1990

Türkiye, “Sansür ve Sürgün (SS) Kararnamesi” olarak bilinen 424 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyi çıkardı. Yapılan değişiklilerle Aralık 1990’da 430 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname olarak yasalaştı. Bu kararnamelerle rejime muhalif kişi ve örgütler ile muhalif basın üzerinde büyük bir baskı oluşturuldu.

7 Haziran 1990

Halkın Emek Partisi (HEP) kuruldu. Kürt Konferansına katılan milletvekillerinin SHP’den ihraç edilmesi ve bazı milletvekillerinin de bunu protesto ederek istifa etmesi üzerine yeni bir parti kurulması çalışmaları başlamıştı. SHP’den ayrılan milletvekillerinin etrafında örgütlenen bu harekete, büyüyen gerilla ve halk eylemlerinden etkilenen Kürt aydınları da aktif bir şekilde katıldı ve HEP’in kurulmasında önemli bir rol oynadı. Başlangıçta parti içerisinde yer alan Türk aydınlarının zamanla ayrılmaları üzerine, legal parti oluşumu Kürdi rengi ağır basan bir nitelik kazandı. Temmuz 1993 tarihinde kapatılacak olan HEP, bir geleneğin ilki oldu ve ardılları bunu değişik isimlerle devam ettirdi.

20 Ekim 1990

Türkiye’de haftalık çıkan Yeni Ülke gazetesi yayın hayatına başladı. Kürt hareketinin 12 Eylül Darbesi sonrası yasal alanda ilk gazetesi haftalık olarak çıkan Halk Gerçeği gazetesi oldu. 22 Nisan 1990–24 Haziran 1990 tarihleri arasında faaliyette bulunan gazetenin kapatılmasının ardından kısa bir süre yayınına Yeni Halk Gerçeği adıyla devam etti, 3. sayıdan sonra yönetimi tarafından kapatıldı. Ardından yayın hayatına başlayan Yeni Ülke gazetesi ciddi bir etki yarattı ve tiraj oranı yükseldi.

Aralık 1990-Ocak 1991

PKK Dördüncü Kongresi’ni gerçekleştirdi. Halk ayaklanmalarının arttığı bir dönemde toplanan PKK kongresi, kuruluş kongresinden sonra Kürdistan topraklarında yapılan ilk kongre oldu. Kongre’de halk ayaklanmasının sürekliliği, kurtarılmış bölge, savaşın yaygınlaştırılması, halkın topyekün örgütlenmesi ve ordulaşması, savaş hükümeti, Kürdistan genelinde ulusal cephe ve ulusal kongre gibi kararlar alındı.

Ocak 1991

Körfez Savaşı başladı. Kuveyt’in işgaline karşı çıkan ABD, Irak’a saldırdı. Saldırı nedeniyle Irak’ın Güney Kürdistan üzerindeki denetimi oldukça zayıfladı. Oluşan otorite boşluğunda KDP ve YNK, ABD Başkanı George Bush’un teşvikiyle ayaklanma başlattılar. Otorite boşluğundan en karlı çıkan güçlerden biri de PKK oldu. Irak ordusunun silahlarına el koyan PKK, bölgede çok güçlü bir konuma geldi. Savaşta Irak ordusu yenilgiye uğratılmış olsa da ABD’nin Saddam Hüseyin’i yerinde bırakması, Güneyli Kürtler açısından büyük bir tehlike doğurmuş, Saddam’ın Kürtlere saldırısı üzerine yaklaşık 1,5 milyon Güneyli Kürt, Türkiye ve İran sınırına dayandı. Kürt mülteciler için Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında bir kurtarma harekatı başlatıldı. Bu çerçevede 36. paralelin kuzeyinin Irak uçuşlarına yasaklanması, Çekiç Güç adındaki uluslararası bir askeri gücün bölgeye yerleştirilmesi sonucunda Güney Kürdistan’da defakto bir Kürt yönetimi oluştu.

Nisan 1991

Anti-terör Yasası” çıkarıldı. Bu yasa ile sadece örgüt üyeleri değil, onları destekleyen herkes terörist ilan ediliyor, bütün topluma gözdağı verilmek isteniyordu. Bu yasa ile birlikte açlık grevi ve yürüyüşlere katılanlar, kepenk kapatanlar, çatışmalarda hayatını kaybedenlerin mezarını ziyaret edenler, Kürdistan’daki olayları dile getirenler, rapor haline getiren insan hakları kuruluşlarının temsilcileri, sendikacılar ve mecliste dile getiren HEP’liler hedef haline getirildi. PKK ile ilişkili olduğu gerekçesiyle tutuklanan insanların sayısı kayda değer bir biçimde artmaya başladı.

19 Mayıs 1991

Güney Kürdistan’da federe Kürt Yönetimi kuruldu.

7 Temmuz 1991

Kürt politikacı ve insan hakları savunucusu, HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın kontrgerilla tarafından kaçırılarak katledildi. Nusaybin, Midyat ve Kızıltepe’de başlayan kontrgerilla faaliyetleri ’90 yılı itibariyle Batman, Silvan, Cizre, Diyarbakır, Ergani ve Bingöl’e yayılmaya başlamıştı. PKK kadrosu veya PKK ile ilişkili olduğu düşünülen kişiler Türkiye devletinin JİTEM gibi paramiliter yapılanmaları tarafından infaz edilmeye başlanmıştı.

10 Temmuz 1991

Amed Serhildanı gerçekleşti. Diyarbakır’da Vedat Aydın’ın cenaze törenine on binlerce kişinin katılması üzerine dönemin en kitlesel serhildanı gerçekleşti. Özel timlerin halkın üzerine ateş açması sonucunda 10 kişi hayatını kaybetti.

20 Ekim 1991

Türkiye’de genel seçimler yapıldı. Seçimlere girmesi engellenmek için seçim tarihinin öne alınması üzerine HEP, SHP ile ittifak yaparak bölgeden seçilen 22 milletvekili ile parlamentoya girdi. Genel seçimler sonucunda DYP-SHP koalisyon hükümeti kuruldu.

6 Kasım 1991

TBMM açıldı. Yemin töreni sırasında gerginlik yaşandı. Hatip Dicle’nin, “bu metni anayasanın baskısı altında okuyorum” tarzındaki çıkışının ardından Leyle Zana’nın yemin metninin sonunda bir cümle Kürtçe konuşması mecliste ciddi tartışmalara neden oldu. SHP kimliğiyle parlamentoya giren iki milletvekili partileri tarafından dışlandı. Daha sonra SHP’nin DYP ile ittifak yaparak hükümet kurması ve DYP-SHP koalisyonu döneminde insan hakları ihlallerinin bölgede yükselişe geçmesi üzerine Kürt vekillerin SHP’den ayrılması gündeme geldi.

24-25 Aralık 1991

Lice ve Kulp’ta cenaze törenine katılan kitlenin üzerine ateş açılması sonucu 10 kişi hayatını kaybetti.

3 Aralık 1991

İdil’de Asuri asıllı Mikail Bayru, daha sonra halk arasında Hizbi-kontra olarak tanımlanacak olan Hizbullah tarafından öldürüldü. Elemanları polis ve özel tim karargahlarında eğitilen ve dini maske giydirilen bu örgütle cinayetler kamuoyuna PKK-Hizbullah çatışmasının ürünü şeklinde yansıtılarak devletin cinayetlerdeki rolü gizleniyordu. 1991-1995 döneminde yüzlerce Kürt aydını ve yurtseveri Hizbullah militanlarınca katledildi. Hedef seçilenlerin tümüde kurum temsilcileri veya yerel halk önderi konumundaydı.

21 Mart 1992

Newroz günü başta Şırnak ve Cizre olmak üzere bir çok Kürt şehrinde yapılan gösterilerde özel tim ve askerlerin ateş açması sonucu onlarca Kürt hayatını kaybetti. 1992 Newrozu Kürt meselesinin kamuoyunda ve uluslararası arenada gündeme oturmasında büyük etki yarattı. Cizre’deki gösterilerde bir Türk basın mensubunun (İzzet Kezer) özel timler tarafından öldürülmesi objektiflerce kaydedildi [1].

15 Mayıs 1992

Nerveh (Taşdelen) Karakolu baskını gerçekleşti. Hakkari’nin Uludere ilçesine bağlı aynı isimli köyde bulunan Türk askeri bölüğüne 200’den fazla gerillanın saldırısı ile gerçekleşen baskın yaklaşık 18 saat sürdü ve karakolun imhası ile sonuçlanan saldırı dönemin en büyük gerilla eylemi olarak tarihe geçti. Hareketli savaş taktiğini denemeye başlayan PKK hedeflerine ciddi kayıplar verdirirken yeni katılımlı birçok gerillanın özellikle kış aylarında öldürülmesi vuku buldu. Ayrıca, ’90 ve ’91 yıllarında eylem sayısını ve siyasi-toplumsal etkinliğini artıran PKK için 1992 yılı ile TSK arasında taktiksel güç savaşımı manasında bir denge yılı olacaktı.

31 Mayıs 1992

Özgür Gündem gazetesi yayın hayatına başladı. Kürdistan’da devam eden savaşa ilişkin tüm haberlerin OHAL valiliği üzerinden tek taraflı ve çarpıtma temelinde yapılması, Kürt hareketi açısından alternatif basın organı yaratılması ihtiyacını doğurdu. Kürtlerin süreklilik kazanan ilk günlük gazetesi Özgür Gündem ve ardılları bu konuda yeni bir geleneğin yaratıcısı oldular. Yaptığı yayınlarla önemli etki yaratan bu basın hattına karşı birçok gazete çalışanı öldürüldü; sadece gazetenin kapatılmasıyla değil, bombalı saldırılar ve çalışanlarının kontrgerilla tarafından öldürülmeleri de gündeme geldi. 14 Nisan 1994’de kapatılan Özgür Gündem’in ardından Özgür Ülke (27 Nisan 1994 3 Şubat 1995), Yeni Politika (13 Nisan 1995 17 Ağustos 1995), Demokrasi (12 Aralık 1995 – 3 Mayıs 1997), Ülkede Gündem (7 Temmuz 1997 – 23 Ekim 1998), Özgür Bakış (18 Nisan 1999 …) gibi bir çok gazete çıkarıldı. (Bakınız: Özgür Gündem maddesi)

25 Haziran 1992

Özgürlük ve Eşitlik Partisi (ÖZEP) kuruldu. Partinin kurucuları arasında SHP’den istifa eden HEP kökenli 18 milletvekili bulunuyordu. Parti aynı yıl HEP’e katılarak kendini feshetti.

1 Ağustos 1992

Almanya’nın Bochum şehrinde yapılan Birinci Kürdistan Uluslararası Kültür Festivalinde yüz bine yakın insan bir araya geldi. Avrupa’da Kürtlerin gerçekleştirdiği bu en kitlesel etkinlik sonraki yıllarda da devam etti.

16-17 Ağustos 1992

Şırnak şehir merkezi askerler ve özel tim tarafından iki gün boyunca bombalandı ve ateş altında tutuldu. Ondan fazla kişi hayatını kaybetti.

17 Eylül 1992

İ-KDP Genel Sekreteri Dr. Sadık Şerefkendi ve 3 Merkez Komite üyesi Berlin’de İran'lı ajanlar tarafından düzenlenen saldırıda hayatlarını kaybetti.

20 Eylül 1992

Musa Anter'in katledilme başlığını veren Özgür Gündem gazetesi

Musa Anter katledildi. İlerleyen yaşına rağmen kalemi ve siyasal çalışmalarıyla Kürtlerin özgürlük talebini her platformda dile getiren ve bu açıdan sembol bir kişilik olan Musa Anter, Diyarbakır’da kontrgerilla tarafından katledildi. Kürt ve Türk birlikteliğini savunan Anter’in katledilmesi, sonrasında devlet tarafından hazırlatılan Susurluk Raporunda da yanlış bir eylem olarak değerlendirildi. Aynı zamanda bir basın mensubu olan Musa Anter, basın şehitlerinin de sembol isimlerinden biri oldu.

30 Eylül-6 Kasım 1992

Türk askeri güçleri ilk kapsamlı sınır ötesi operasyonu gerçekleştirdi. Kürt cephesinde Ekim Savaşı, Türk yetkililer tarafından Sandviç Operasyonu olarak adlandırılan bu saldırıda Güney Kürdistan'lı iki örgüt de (PDK, YNK) Türk ordusuyla birlikte, eşgüdüm içinde bu saldırılara katıldı. Gerilla güçlerinin yeterli hazırlık içinde olmaması, sınır bölgesinde bulunan kamplarda genellikle yeni ve hasta gerillaların bulunması ve temel olarak da alan savunmasına dayalı yanlış bir savaş taktiğinin benimsenmesi sonucu gerillalar önemli sayıda kayıp verdi. Gerilla kaybına yakın düzeyde peşmergenin de hayatını kaybettiği bu savaş Kürt hareketleri arasındaki birliğe önemli bir darbe vurdu. Savaştan sonra Türk devleti PDK’ye sınır hattında PKK’nin konumlanmasını ve geçişini engellemek için 70 karakol oluşturttu. Silah ve peşmerge maaşları Türk devleti tarafından karşılanan bu karakollarda 70 ile 100 arası peşmerge yerleştirildi.

19 Ekim 1992

ÖZDEP (Özgürlük ve Demokrasi Partisi) kuruldu. HEP’in kapatılma ihtimaline karşı kurulan partinin ömrü uzun olmadı. 30 Nisan 1993 de parti fesih kararı almış olmasına rağmen Anayasa Mahkeme ÖZDEP’i kapatma kararı verdi.

Mart-Haziran 1993

Kürdistan Ulusal Meclisi (KUM) çalışmaları yoğunlaştı. PKK’nin 4. Kongresinde oluşturulma kararı alınan Savaş Hükümeti’nin en önemli organı olarak düşünülen KUM tasarlandığı gibi hayata geçirilemeyen bir proje olarak kaldı. Türk devletinin, KUM üyesi olarak tespit ettiği kişiler kontrgerilla tarafından faili meçhul cinayetlerle öldürüldü.

17 Şubat 1993

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis uçak kazasında öldü. Kürt meselesinde farklı çözüm arayışlarıyla Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a yakın olduğu söylenen Eşref Bitlis’in uçağının bir sabotaj sonucu düştüğü ileri sürüldü.

17 Mart 1993

PKK lideri Abdullah Öcalan Lübnan’da yaptığı basın açıklamasında ateşkes ilan ettiğini açıkladı. PKK’nin ilan ettiği bu ilk ateşkesin, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’la sürdürülen dolaylı görüşmeler sonucu gerçekleştiği sonradan ortaya çıktı. PKK tek taraflı ateşkes ilan ettiğini açıklasa da Türk ordusunun saldırıları devam etti.

16 Nisan 1993

PKK ateşkesi bir ay süreyle uzattığını ilan etti.

17 Nisan 1993

Cumhurbaşkanı Turgut Özal öldü. Resmi açıklamaya göre kalp krizi sonucu öldüğü ilan edilen Turgut Özal’ın ölümü üzerindeki şaibe ve tartışmalar halen devam etmektedir. Özal’ın ölümünün ardından Süleyman Demirel cumhurbaşkanı, Tansu Çiller başbakanlığa getirildi. Yönetime gelen yeni ekiple birlikte Kürdistan’da özel savaş uygulamalarında tırmanma ve yoğun bir şiddet politikası devreye sokuldu.

7 Mayıs 1993

Demokrasi Partisi (DEP) kuruldu.

24 Mayıs 1993

33 asker olayı yaşandı, ateşkes sona erdi. Bingöl yakınlarında birliklerine teslim olmaya giden silahsız 33 askerin PKK tarafından öldürülmesi ateşkesin ve barış umutlarının sonunu getirdi. 83 gün devam eden ateşkes sürecinde 33 asker haricinde az sayıda asker ölürken, 112 gerilla ve 32 sivil hayatını kaybetti, ayrıca 32 köy de boşaltıldı. Türk ordusunun yaptığı operasyonlarla ateşkese karşı olduğu görülürken, 33 asker olayının bir komplo olduğu konusunda tartışmalar bugün de devam etmektedir.

14 Temmuz 1993

HEP kapatıldı.

4 Eylül 1993

Mardin milletvekili Mehmet Sincar Batman’da kontrgerilla tarafından öldürüldü. Failleri resmi makamlarca bulunamayan bu cinayetin, cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in mecliste DEP milletvekillerini hedef gösteren konuşmasının ardından gelişmesi dikkat çekti.

22 Ekim 1993

Lice’de, TSK içerisinde general olan Bahtiyar Aydın öldürüldü. PKK saldırıyı üstlenmedi. Türk ordusu bu olayı gerekçe göstererek Lice’yi yerle bir etti. Bahtiyar Aydın’ın ordunun iç tartışmaları sonucu öldürüldüğü iddiaları bugün de sürmektedir.

4 Kasım 1993

Başbakan Tansu Çiller İstanbul’da “PKK’nin haraç aldığı işadamı ve sanatçıların isimlerini biliyoruz. Hesap soracağız” açıklamasını yaptı. Bu açıklamanın ardından İstanbul ve Ankara’da bir çok Kürt işadamı ve yurtseveri katledildi. Cinayetlerin birçoğu Düzce-Sapanca-Bolu üçgeninde işlendi. Behçet Cantürk’ün işkence edilmiş cesedi 14 Ocak 1994’de Sapanca yakınlarında bulundu. Savaş Buldan ve Hacı Karay’ın cesetleri 4 Haziran 1994’de Bolu yakınlarında bulundu. Aynı yöntemle, kaçırılıp işkence edilerek bir çok Kürt işadamı ve yurtseveri öldürüldü.

5 Kasım 1993

JİTEM kurucularında Ahmet Cem Ersever Ankara yakınlarında kafasından kurşunlanmış halde ölü bulundu. Kürtlere dönük yürütülen kirli savaşın en önemli aygıtlarından biri olan JİTEM (Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele) teşkilatı özellikle insan kaçırıp işkence ile öldürme, kaybetme pratikleriyle nam salmıştı.

26 Kasım 1993

Almanya PKK’yi yasakladı. Tansu Çiller’in Almanya gezisinin ardından gelen bu yasaklama kararı ile Almanya, PKK ile bağlantılı gördüğü Kürt derneklerini kapattı.

28 Ocak 1994

Türk savaş uçakları Güney Kürdistan’ın Zele bölgesini bombaladı.

12 Şubat 1994

PKK’lilerin Tuzla tren istasyonuna koydukları bomba sonucunda Tuzla Piyade Okulu yedek subay öğrencilerinden beşi hayatını kaybetti. DEP milletvekili Hatip Dicle yapılan eylemin askeri hedeflere yönelik olduğu ve savaş hukukuna uygun olduğu açıklaması tepkilere yol açtı.

2 Mart 1994

Parlamentoda bulunan DEP’li milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Aynı gün DEP milletvekilleri Orhan Doğan, Hatip Dicle, Leyla Zana, Sırrı Sakık ve Ahmet Türk mecliste polisler tarafından zorla gözaltına alındı.

12-13 Mart 1994

Uluslararası Kürdistan Konferansı Brüksel’de toplandı. PKK lideri Abdullah Öcalan sunduğu çözüm paketinde ayrılma taleplerinin olmadığını, şiddetten vazgeçilmesi ve Kürt halkının ulusal ve demokratik taleplerinin kabulü için siyasal görüşme yollarının açılmasını istedi.

27 Mart 1994

Yerel seçimler yapıldı. Türk devletinin bölgede ağır şiddet ve baskısı altında yapılan seçimleri PKK boykot etti. Seçim günü Şırnak ve Uludere köylerinin savaş uçaklarınca bombalanması sonucu 50 köylü hayatını kaybetti.

14 Nisan 1994

Özgür Gündem gazetesi kapatıldı.

Nisan 1994

YNK ve PDK arasında silahlı çatışmalar başladı. Gümrük vergilerinin paylaşımı sorunundan çıkan çatışma Ağustos ayına kadar sürdü. Çatışmayı sona erdirmek için arabuluculuk rolüne soyunan Türk devletinin girişimiyle Mayıs 1994’de Silopi Tank taburunda Türk askeri ve istihbarat yetkilileri ile Talabani ve Barzani görüştü. Kürt liderlere Irak’ın toprak bütünlüğünden yana oldukları ve PKK’nin bölgede rahat hareket etmesini engellemeleri istendi.

27 Nisan 1994

Özgür Ülke gazetesi yayın hayatına başladı. 30 Kasım 1994’de başbakan Tansu Çiller’in verdiği talimat üzerine Özgür Ülke gazetesinin İstanbul’daki merkezi ve Ankara bürosu bombalandı. İstanbul’daki merkez binanın tamamen tahrip olduğu saldırıda Ersin Yıldız hayatını kaybederken, bir çok gazeteci de çeşitli yerlerinden yaralandı.

Nisan ve Mayıs 1994

Yürütülen operasyonlar sonucunda Hakkari, Şemdinli, Çukurca ve ağırlıklı olarak Uludere bölgelerinden kaçan 20 binden fazla köylü Güney Kürdistan’a göç etti. Bu toplu göç devletin yıllardır uyguladığı zoraki göç politikasını uluslararası kurum ve kuruluşların gündemine getirdi. Türk ordusunun 1990’ların başında uygulamaya koyduğu yeni savaş konseptinin en önemli ayağını gerillanın kitle tabanını, beslendiği ve dayandığı temel güçü ortadan kaldırmak oldu. “Denizi kurut, balığı yakala” taktiğinin sonucu olarak binlerce köy ve mezra boşaltıldı, milyonlarca insan yerini yurdunu terk ederek göç etmek zorunda kaldı.

11 Mayıs 1994

Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kuruldu. 1995 yılındaki milletvekili genel seçimlerinde 1 milyon 171 bin 623, 1999 yılındaki milletvekili genel seçimlerinde 1 milyon 482 bin 196 oy aldı. 1999 yılındaki yerel seçimlerinde 37 belediye başkanlığı kazandı. 13 Mart 2003 tarihinde parti kapatıldı.

16 Haziran 1994

DEP kapatıldı. Tutuklanan milletvekillerinden Hatip Dicle (15 yıl), Leyla Zana (15 yıl), Ahmet Türk (15 yıl), Orhan Doğan (15 yıl), Selim Sadak (15 yıl), Sedat Yurttaş (7 yıl 6ay), Sırrı Sakık (3 yıl 6 ay), Mahmut Alınak (bağımsız milletvekili 3 yıl 6 ay) ceza aldılar. Ceza alan diğer milletvekilleri Batı Avrupa ülkelerine giderek cezaevine girmekten kurtuldular. Tutuklanan milletvekillerinden Sedat Yurttaş, Ahmet Türk ve Sırrı Sakık’ın cezaları 1995 yılında Yargıtay tarafından bozulup serbest kalırlarken, diğerlerinin cezaları onaylandı.

8-28 Ocak 1995

PKK 5. Kongresini Güney Kürdistan’da yaptı. Ordulaşma ve savaşı geliştirme yönünde kararların alındığı kongre de Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde gerilla faaliyeti kapsamına alındı. Kongre de PKK, bayrağındaki orak çekici çıkardı ve parti program ve tüzüğünde değişiklikler yapıldı. Reel sosyalizmin çözülüşü üzerine tespitlerin yapıldığı kongrede özellikle devlet sosyalizmi eleştirisi üzerinden hareketin kendi ideolojik hattı olarak tanımladığı Marksizm-Leninizm revize edilmeye çalışıldı. Yine bu kongre ile birlikte, “parti önderliği” konumunda bulunan Abdullah Öcalan’ın PKK içerisindeki yeni konumu “parti başkanlığı” oldu.

21 Mart 1995

Türk ordusu “Çelik Operasyonu” adını verdiği kapsamlı bir sınır ötesi askeri harekat düzenledi. Sınırı geçen Türk ordusunun sayısı resmi rakamlara göre 35 bin olarak açıklandı. Türk devletinin bu askeri operasyonu aynı zamanda bir işgal girişimi olarak tasarladığı da söylendi. Fakat askeri olarak beklenen başarının gösterememesi ve uluslararası tepki üzerine bu plan suya düştü. Yine bu kapsamda sınırda bir tampon bölge oluşturulmak istendi, fakat hayat bulması söz konusu olmadı.

30 Mart 1995

MED TV yayın hayatına başladı. Kürtlerin ilk televizyonu olan MED TV, Kürt toplumunda devrimsel bir etki yarattı. Bu televizyon aracılığıyla seslerini dünyaya duyuran Kürtler, gerek iç kamuoyunda gerekse uluslararası camiada haklılığını dile getirmenin yanında özellikle kendi içinde ulusal bilincin gelişmesi yönünde önemli bir rol oynadı. Aynı şekilde toplumsal yapının değişimi ve demokratikleşmesi açısından da Kürdistan’daki farklılıkları yansıtan programlarıyla benzer bir etkileşime neden oldu. MED TV Türkiye devletinin baskıları sonucunda kapandı ve 1999 yılında MEDYA TV yayın hayatına başladı. 2004 yılında MEDYA TV’nin kapanması sonrasında ROJ TV faaliyete geçti.

12 Nisan 1995

Sürgünde Kürdistan Parlamentosu (Parlamenta Kürdistane Li Devreye Welat –PKDW-) Hollanda’nın Den Haag şehrinde kuruldu. Türkiye’de legal alanın Kürtlere kapatılması, kurdukları partilerin peş peşe kapatılması, artan baskılardan dolayı birçok aydının Türkiye ve Kürdistan’ı terk etmesi sonucu Avrupa’da kurulan Sürgünde Kürt Parlamentosu, Türkiye devletinin yasal alanı Kürt hareketine kapatmasına bir cevap niteliği taşıyordu.

15 Aralık 1995

PKK, ikinci kez ateşkes ilan ettiğini açıkladı. Türkiye başbakanı Tansu Çiller’in aracılar vasıtasıyla talep ettiği ateşkes MED TV’de yapılan basın toplantısı ile ilan edildi. Ancak Türk ordusu ateşkese hiçbir zaman uymadı. Provakatif saldırılar ve katliamlar devam etti.

25 Aralık 1995

Türkiye’de genel seçimler yapıldı. Seçimlerde % 5 oranında oy alan HADEP bölgedeki gücünü gösterdi. Seçimlerin birinci partisi Refah Partisi (RP) oldu. Mart 1996’da kurulan ve birkaç ay süren ANAP-DYP hükümetinin ardından 28 Haziran 1996’da RP-DYP hükümeti kuruldu.

16 Ocak 1996

Güçlükonak Katliamı gerçekleşti. Güçlükonak’ta bir minibüsün önce taranıp sonra yakılması sonucu 11 kişi hayatını kaybetti. PKK ile ilişkilendirilmek istenen katliamın askerler tarafından gerçekleştirildiği bölgeye giden insan hakları savunucularının yaptığı araştırmalarla açığa çıktı.

Mayıs 1996

PDK-YNK güçleri arasında yeni ve çok daha şiddetli bir çatışma dönemi başladı. Bölgesel ve uluslararası güçlerinde devreye girmesi Kürtlerin kan kaybetmesine yol açtı. Çatışmalar sonucu Güney Kürdistan iki parçaya bölündü. Kasım 1996’da PDK, Ocak 1997’de YNK kendi hükümetlerini kurduklarını ilan ettiler. İki gücün bir araya getirilmesi için ABD’nin devreye girerek yaptığı görüşmeler sonucunda 17 Eylül 1998’de Barzani ve Talabani Washington Antlaşması'nı imzaladılar.

6 Mayıs 1996

Suriye’de bulunan PKK eğitim kampına, PKK liderini hedefleyen bombalı saldırı düzenlendi.

23 Haziran 1996

HADEP’in Ankara’da yapılan kongresinde Türk bayrağının indirilmesi üzerine “bayrak krizi” olarak bilinen olay yaşandı. Bu olay üzerine Türkiye’de şovenist bir medya kampanyası başlatıldı. HADEP hakkında kapatma davası açıldı, bir çok yöneticisi tutuklandı.

30 Haziran 1996

PKK ilk kez bir intihar saldırısı düzenledi. Zilan kod isimli Zeynep Kınacı Tunceli il merkezinde resmi tören yapan askeri birliği hedef aldı. Eylem sonucunda 5 asker öldürüldü ve 29 asker yaralandı.

24 Eylül 1996

Türkçe-konuş-çok-konuş 3862.jpg

Diyarbakır cezaevinde 10 PKK’li tutsak demir çubuklarla kafaları parçalanarak katledildi. Aileleriyle görüşmek için koğuşlarından çıkan 32 PKK’li tutsağın üzerine gerekçesizce saldırılması sonucunda 10 tutsak hayatını kaybederken, 22’si de ağır bir şekilde yaralandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye devletini bu olay üzerine iki kez mahkum etmesine rağmen failler cezalandırılmadı.

3 Kasım 1996

Susurluk kazası oldu. İçerisinde DYP milletvekili ve korucubaşı Sedat Bucak, emniyet müdürü Hüseyin Kocadağ ve eski ülkücü, kontrgerilla elemanı Abdullah Çatlı’nın bulunduğu otomobil Susurluk yakınlarında bir kamyona çarpınca devlet içindeki kirli ilişkiler açığa çıktı. Kamuoyunun tüm çabalarına rağmen devlet yetkilileri olayın kapatılması yönünde tutum takındı.

21 Ocak 1997

Birleşmiş Milletler gözetiminde kurulan Atruş Kampı resmen kapatıldı. Göçmenler daha güneye başka bir kampa yerleştirildi. 1992-1993 yıllarında Türkiye devletinin köyleri yakması sonucu Güney Kürdistan’a göç eden köylülerin oluşturduğu Atruş Kampı'nın kapanmasından sonra büyük zorluk ve sıkıntılar çeken göçmenler 1999 yılında Mahmur Kampı'na yerleşti.

28 Şubat 1997

Türkiye darbeler tarihine post-modern darbe olarak geçen 28 Şubat darbesi gerçekleşti. Aynı gün yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı 9 saat sürmüş, toplantıda asker kanadının dayatması sonucu altına RP-DYP hükümetinin de imza attığı bildiri yayınlandı. Bu bildiriyle askerler irticaya karşı olduklarını ve bazı tedbirlerin alınması gerektiğini hükümete dayattı.

14 Mayıs 1997

Türk ordusu “Balyoz Operasyonu” adını verdiği yeni bir sınır ötesi operasyon daha yaptı. 100 bini aşkın askerle yapıldığı açıklanan operasyonda PDK güçlerinden destek alan Türk ordusunun hedefi Zav Vadisi oldu. Saldırı öncesi hazırlıklı olan PKK yer değiştirmiş ve güçlü bir savunma oluşturmuştu. Bu arada PDK güçleri 16 Mayıs’ta Erbil’de yaralı gerillaların tedavi gördüğü bir hastaneyi basarak bir çok gerillayı öldürdü. 4 Haziran tarihinde gerillalar Skorsky tipi bir helikopteri düşürdü, komuta kademesinde yer alan bazı Türk askerleri öldü.

1 Eylül 1997

Musa Anter Barış Treni Diyarbakır’a sokulmadı. Diyarbakır’da yüzlerce kişinin gözaltına alınması ile devlet barış istemediğini bir kez daha gösterdi.

24 Ekim 1997

Demokratik Halk Partisi (DEHAP) kuruldu. 2002′de Anayasa Mahkemesi’nde, “örgütlenmesini tamamlamadan seçimlere girdiği” iddiasıyla hakkında kapatma davası açıldı. DEHAP, 19 Kasım 2005′de kendini feshetti.

13 Nisan 1998

Şemdin Sakık Türkiye’ye getirildi. Daha önce Güney Kürdistan’da PKK’den ayrılıp PDK’ye sığınan Sakık, Türk askerleri tarafından Güney Kürdistan’dan alınıp Türkiye’ye getirildi. PKK hakkında Türk devletine önemli bilgiler sunan Şemdin Sakık’ın sorgudaki ifadelerine yapılan ekler neticesinde Türkiye’de siyaset ve basın dünyasından birçok kişi hedef haline getirildi.

12 Mayıs 1998

İHD Genel Başkanı Akın Birdal Ankara’da silahlı saldırıya uğradı. Saldırıda 5 kurşun yarası alan Birdal yaralı kurtuldu.

1 Eylül 1998

PKK üçüncü kez tek taraflı ateşkes ilan etti. Ateşkes talebinin Türkiye’de kimi devlet yetkililerinden dolaylı ve direkt mesajlar vasıtasıyla geldiği sonradan kamuoyuna yansıdı. Fakat ateşkes tek taraflı olmaktan öteye gitmedi, askeri operasyonlar devam etti. Ekim ayı başında Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş Suriye sınırına gelerek PKK lideri Abdullah Öcalan’ın orada bulunmasından dolayı Suriye’yi tehdit etti, savaş olasılığının gündemde olduğunu söyledi. Bu sıralarda Akdeniz civarında askeri hareketliliğin arttığı gözlenmekteydi.

9 Ekim 1998

PKK lideri Abdullah Öcalan Suriye’den çıktı. PKK’nin uluslararası komplo olarak tanımladığı bu olayı protesto etmek için cezaevlerinde ve dışarıda birçok kişi kendini yaktı. PKK liderinin Avrupa ülkelerinde kalma çabası ABD’nin baskıları sonucunda mümkün olmadı. Yunanistan, İtalya, Rusya ve tekrar Yunanistan’a gelen Öcalan, Güney Afrika’ya gitmek üzere Yunanistan’ın Nairobi büyükelçiliğine gitti.

Şubat 1999

PKK 6. Kongresi Güney Kürdistan’da gerçekleştirdi.

15 Şubat 1999

PKK lideri Abdullah Öcalan Kenya’nın başkenti Nairobi’den uluslararası bir operasyonla kaçırılarak Türkiye’ye getirildi. Kaçırma olayının arkasında ABD ve İsrail istihbarat örgütlerinin olduğu sonradan yapılan açıklamalarla gün yüzüne çıktı. PKK liderinin kaçırılarak Türkiye’ye teslim edilmesi ABD tarafından Türk yetkililere teklif edilmiş, onlarda kabul etmişti. Hatta dönemin Türk başbakanı Bülent Ecevit sonradan basına yansıdığı demecinde “ABD, Öcalan’ı niye bize teslim etti anlayamadım” demiştir. Türkiye’ye getirilen Öcalan, İmralı adasında yüksek güvenlikli bir sistem içerisinde, bütün dünyadan tecrit edildiği, tek kişilik bir hapishaneye konuldu.


Kaynak: Zan Sosyal Siyasal ve İktisadi Araştırmalar Enstitüsü

2. Türkiye'deki kronoloji

31 Ocak 1990

Türk Hukuk Kurumu Başkanı Muammer Aksoy, suikast sonucu hayatını kaybetti.

7 Mart 1990

Hürriyet Gazetesi yazarı Çetin Emeç ve şoförü silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.

4 Eylül 1990

Yazar, düşünür, eski imam ve müftü olan Turan Dursun evinin önünde uğradığı suikast sonucunda yaşamını yitirdi.

6 Ekim 1990

Tarihçi ve Siyasetbilimci ve SHP parti meclis üyesi Bahriye Üçok bombalı paketle öldürüldü.

10 Ocak 1991

Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Birtan Altunbaş gözaltında öldürüldü.

25 Ocak 1991

Türkçe dışındaki (Kürtçe, Lazca, Çerkesçe vb) dillerde konuşmayı ve şarkı söylemeyi yasaklayan “2932 sayılı kanun” yürürlükten kaldırıldı. Fakat bunu ciddiye alan SHP’li vekiller Meclis’te Kürtçe konuşmaya çalışınca ortalık karıştı.

24 Ocak 1993

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Uğur Mumcu, arabasına konan bomba ile öldürüldü.

17 Şubat 1993

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in bindiği askeri uçak, Ankara yakınlarında düştü. Teknik arıza açıklaması yapılsa da sabotaj ihtimali üzerinde yıllarca tartışmalar sürdü.

2 Temmuz 1993

Pir Sultan Abdal Derneği’nin konuğu olarak Sivas’ta bulunan Aziz Nesin’e tepki gösterme bahanesiyle toplanan 10 bin gösterici Madımak Oteli'ni ateşe vererek Türkiye tarihinin en utanç verici katliamlarından birini gerçekleştirdi. Sivas Katliam'ı olarak bilinen olayda aralarında şair Metin Altıok'un da bulunduğu 37 kişi yanarak can verdi. Güvenlik güçlerinin seyirci kaldığı katliam, görünürde şeriat istekli gericilerin bir saldırısı olarak yansıtılırken, devletin Alevilere gözdağı vermek istediği şeklinde yorumlandı.

12 Mart 1995

İstanbul'un Sultangazi ilçesinde Gazi Mahallesi olayları başladı. Alevilerin çoğunlukta yaşadığı Gazi Mahallesi'ndeki dört kahvehane ve bir pastane aynı anda kimliği belirsiz kişilerce bir taksiden otomatik silahlarla açılan ateşle tarandı. Saldırılar sonucu Halil Kaya adlı bir kişi hayatını kaybederken, beşi ağır yirmi beş kişi yaralandı [2]. Saldırganların olay yerinden uzaklaştıktan sonra gasp ettikleri taksinin şoförünü öldürdükleri ve taksiyi ateşe vererek kaçtıkları anlaşıldı. Olayların ardından çok sayıda Alevi, Gazi Mahallesi'nde toplandı, polislerin olaya geç müdahale ettiklerini öne sürerek polis karakoluna yürüdü. Polis halkın üzerine ateş açtı. Açılan ateş sonucu Mehmet Gündüz adlı bir kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi de yaralandı [3]. Olaylardan 9 gün sonra halkı ayaklandırdığı gerekçesiyle gözaltına alınan Hasan Ocak gözaltında polislerce işkence edildikten sonra ayakkabı bağı ile boğularak öldürüldü [4].

26 Aralık 1995

Manisa Davası olarak bilinen olay gerçekleşti. Manisa’da 16 liseli genç örgüt üyesi suçlamasıyla işkenceden geçirildi.

8 Ocak 1996

Evrensel gazetesinin yazarı Metin Göktepe, Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen Rıza Boybaş ile Orhan Özen’in Alibeyköy'de cenaze törenlerini izlerken gözaltına alındı sonra polisler tarafından dövülerek öldürüldü.

1 Mayıs 1996

1 Mayıs olaylarında 3 kişi öldü.

20 mayıs 1996

1996 Ölüm Oruçları diye bilinen olay başladı. DHKP-C, MLKP, TKP(ML), TKEP-L, TKP/ML, TDP, ve Direniş Hareketi üyesi tutukluların ortak yayınladıkları bildiri ile başladı. Bildirde şöyle deniyordu:

"Bugün 26 cezaevindeki (sağmalcılar, ümraniye, bursa, aydın, buca, malatya, bartın, tokat, zile, çankırı, yozgat, nevşehir, kayseri, ankara merkez, erzurum, doğanşehir, gebze, iskenderun, gemlik, diyarbakır, antakya, konya, ceyhan, sağmalcılar özel tip) 1500 devrimci tutsak süresiz açlık grevindedir.

Açlık grevi taleplerimiz:

  • Tabutluk genelgelerinin iptal edilmesi, eskişehir, kastamonu, inebolu, kırklareli, kütahya, sinop ve sakarya tabutluklarının kapatılması.
  • Tutsak yakınlarına yönelik saldırıların durdurulması.
  • Tutsakların tedavilerinin ve duruşmalara çıkmalarının önündeki engeller kaldırılması."

Ölüm orucu sonucunda 12 devrimci yaşamını yitirdi.

1996

Onlarca faili meçhul cinayete adı karışmış olan ve JİTEM’ci subaylar, özel harekât polisleri, PKK itirafçılarından oluşan Yüksekova Çetesi açığa çıkarıldı.

3 Mayıs 1998

Bolu'da 3 Mayıs Türkçülük Günü dolayısıyıa toplanan faşist grup Kenan Mak isimli devrimci kürt öğrenciyi katletti.

5 Mart 1999

Limter-İş Sendikası Eğitim Uzmanı Süleyman Yeter gözaltında işkenceyle öldürüldü.

21 Ekim 1999

Ahmet Taner Kışlalı Ankara'da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Akit gazetesi suikastten önce hakkında bir haber yapmış ve Kışlalı'nın üzerine çarpı atılmış fotoğrafını manşetten vermişti [5].


Kaynak: Radikal Gazetesi

Ayrıca Bakınız

Kaynaklar

1. 1992 Kanlı Newroz

2. http://arsiv.sabah.com.tr/2008/08/03/pz/haber,556466EC8A9C4013BD12CB9C60F7311A.html

3. http://www.tumgazeteler.com/?a=4804062

4. http://bianet.org/bianet/toplum/128130-hasan-ocak-kimdir

5. http://www.ensonhaber.com/ahmet-taner-kislali-bu-manset-sonrasi-oldurulmustu-2012-10-21.html

Ayrıca bakınız